breaking news

Datça’ya gitmek için en iyi sebepler

Nisan 20th, 2021 | by YazKış Muğla
Datça’ya gitmek için en iyi sebepler
DATÇA
0

BESTENUR EKİNCİ – HÜRRİYET 

“Tanrı sevdiği kullarını uzun ve sağlıklı yaşatmak için Datça’ya gönderir” demiş filozof ve tarihçi Strabon. Datça’ya yolunu düşürüp de ona hak vermeyen kimse olmayacaktır. Ege’yle Akdeniz’in kesişme noktasındaki kasaba, hangi mevsimde giderse gitsin ziyaretçilerini pişman etmez…

Temiz havası, yemyeşil doğası ve masmavi deniziyle “Yeryüzünde de cennet varmış” dedirtecek bu kasabada deniz-kum-güneş üçlüsünün en güzeline doyacak tatilcilerin burada bulamayacağı şeyler de var. Mesela zincir restoranlar, gece kulüpleri, büyük AVM’ler, geniş kalabalık sokaklar gibi. Bunların yerine sessizlik, sakinlik, bolca huzur var.

Datça’da zaman yavaş akıyor. Kimsenin acelesi yok ve bu düzen kimseyi rahatsız etmediği gibi dışarıdan gelenleri de içine çekiyor. Uzun yaşamak isteyenlerin, hayatı sevenlerin, doğayı gözetenlerin, paylaşımcı olanların adresi Datça.

6078c28467b0a923982aa2ea.jpg

BÜTÜN MAVİLERİ UNUTUN

Kasabayı anlamak için gezmeye ünlü şair Can Yücel’in de ömrünün son zamanlarını geçirdiği Reşadiye Mahallesi’ndeki ‘Eski Datça’ denen bölgeden başlayın. Dar sokaklarda yürürken begonvillerle süslü ve rengârenk tahta kapılarıyla çok davetkâr duran evlerin önünde bol bol fotoğraf çektirebilirsiniz. Reşadiye adını Sultan Reşat’tan almış.

6078c29e67b0a923982aa2ed.jpg

Osmanlı’dan önceki adı da Elaki. Yöre halkı hâlâ buraya halen ‘Ele’ diyor. Can Yücel’in evini, adını taşıyan sokakta görebilirsiniz.

6078c2c667b0a923982aa2f0.jpg

Adı Datçaile bütünleşen şair Can Yücel’in evini görün, adının verildiği sokağı da gezin…

Gezintinize İskele Mahallesi’nden devam edin. Arnavutkaldırımlı yoldan limana inerken hava açıksa tam karşınızda Simi Adası’nı görebilirsiniz. Datça’yla bu ada birbirine o kadar yakın ki hafta sonu alışverişine Simi’den Datça’ya gelenler oldukça fazla.

Akdeniz’le Ege’nin kavuştuğu Datça demek muhteşem bir deniz demek. Mavinin kaç tonu vardır bilinmez ama mavinin ‘Datça tonu’ diye bir şey kesinlikle var. Kasabanın ucundaki Palamutbükü uğranması gereken bir nokta. Muhteşem bir koy olan Palamutbükü daha önce kulaç attığınız tüm denizleri size unutturabilir. Yine Datça’nın merkezine biraz uzak olan tarihi yarımadanın ucu Knidos, denizle tarihin buluşma noktası. Antik kent çok değerli eserleri görebileceğiniz bir açık hava müzesi aynı zamanda.

Kasabanın bir başka sembolü de tarihi yel değirmenleri. Datça’nın merkezine varmadan yol üzerindeki Kızlan Köyü’nde tarihi taş değirmenlerinden bazıları hâlâ açık; şarapevi gibi çeşitli amaçlarla kullanılıyor ve misafir ağırlıyor.

Eğer deniz ürünlerini seviyorsanız ve yabani otlara ilginiz varsa tam yerindesiniz. Deniz ürünleri açısından oldukça geniş bir mutfağa sahip kasabada balığın pişirilmesi de ilginç. Salça ve unu kavurduktan sonra içine su, limon ve sarımsak koyarak yapılan ekşili sos kızarmış balığın üstüne dökülüyor. Yöre halkı bu yemeğe balıkekşilemesi diyor.

6078c30e67b0a923982aa2f3.jpg

ÇÖREĞİ DE ÇOK ÖZEL

Otlar da mutfakta başrolü paylaşan ürünlerden. Kengerden sulu yemek, labadadan sarma, kabakçiçeğinden dolma yörede tadılması gereken lezzetlerden bazıları. Diğer bir geleneksel yemeği de sadece bu yörede yetişen iri papatyalardan yapılan dallampa. Bir de sadece özel günlerde ya da etkinliklerde pişirilen Datça çöreği var ki lezzeti yörenin ünlü zeytinyağından geliyor.

Ve elbette bademiyle meşhur olan bu küçük sahil kasabasında bademli incir tatlısından yemeden dönerseniz Datça’ya ayıp etmiş olursunuz.

6078c31d67b0a923982aa2f6.jpg


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir